|
|
Articles and Comments
| Yazı - Yorum |
| ALIŞ-VERİŞ GÜZELDİR |
|
Tarife reklamları, cep telefonu reklamları almış başını gidiyor ama ben pek aldırmıyordum. Nasıl olduysa bir gün “Neden daha ucuza konuşmayalım ki”, “Neden mobil ofis imkânları sunan cep telefonlarından birer tane almayalım ki” gibi düşüncelere kapıldım. İnternet sitelerini ziyaret ettim, çağrı merkezlerinden bilgi almaya çalıştım, olmadı bir de yüz yüze iletişim kurayım hem de ürünleri deneyimlerim diye mağazaları dolaşmaya başladım. Cep telefonu - konuşma paketi eşleştirmesi yapılmış türlü kampanyalar varmış ve cep telefonlarının fiyatları satıcıların keyfiyetindeymiş meğer. Bu durum araştırmamı zahmetli bir hale soktu ama en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir düşüncesiyle araştırmalarımı sözleşmelerle sonlandırdım. Ardından gerek hatlarda gerekse de cihazlarda türlü sorunlar yaşadım, çağrı merkezleri aracılığıyla sorunumu çözmeye çalıştım.
Hikâyenin özü bu, bu sıralarda dolaştığım yapı marketleri, mobilya mağazaları, bayan kuaförleri de çok farklı değildi. Başıma gelenler mağazacılık ve çağrı merkezi profesyonelleri için ibretlerle dolu bir macera olarak kayıtlarımda yerini koruyacak, seminerlerime renk katacak. “Kahve Mola”mızı “İletişim ve Hizmette Mükemmellik” veya “Satış Becerileri” seminerine çevirmeden canımı en çok acıtan hususları buradan sizinle paylaşayım, belki bayram üstü birilerini heyecana sürükleyebilirim (zira ilk ve en büyük sıkıntı personelin isteksizliği) diye düşündüm.
Keyifli okumalar dilerim.
Şengül KÜLAHLI
İstanbul, 26 Kasım 2009
Devamını okumak için
|
| ŞİRKETİMİ HİÇ BU KADAR KOLAY YÖNETMEMİŞTİM |
|
Bu mektubumun konu kısmında da kullandığım “Şirketimi hiç bu kadar kolay yönetmemiştim.” cümlesi ve takip eden konuşma kendi şirketini yöneten bir patrona ait. Kendisiyle tanışmaktan ve deneyimlerden çıkardığı dersi dinlemekten çok keyif almıştım, buradan sizlerle paylaşmak istedim.
Keyifli bir kahve molası olması dileklerimle!
Şengül KÜLAHLI
İstanbul, 5 Kasım 2009
Devamını okumak için
|
|
BAYRAM SEVİNCİ
|
|
KÜÇÜKTÜM, UFACIKTIM
Top oynadım acıktım demeyeceğim ama biraz eski günlere, bayramların sadece sevinç ve mutluluk getirdiği, bütçeyi düşünmediğimiz günlere doğru gitmek istiyorum. Bütçeyi düşünmeden alınacaklarla ve alınanlarla mutlu olurduk ama elbet bunun gailesini çeken birileri vardı.
Bu gün bütçenin başında biz oturuyoruz, herkes bizden istiyor, istiyor, istiyor... Bu bütçenin bir sınırı bir deliği var mıdır, yok mudur düşünen yok... Bütçeyi bir başımıza sırtladıysak, hayallerimizden, yapılması gerekenlerden, borçlarımızdan, alacaklarımızdan, elimizdeki-avucumuzdakinden kimselere bahsetmediysek bu biraz da bizim suçumuz değil mi? Koca koca şirketler, koca koca patronlar şeffaf olmayı kabul ediyor, gelirini-giderini yöneticileri hatta satıcıları ve üreticileriyle paylaşabiliyor. Ne kadar üretilirse, kaç birim satılırsa dükkânın masrafının çıkacağını öğrenen çalışanlar her gün bu hedefi gerçekleştirmek için daha fazla istekle çalışıyor. Bundan iyisi can sağlığı!
2010'a sıkı bir bütçeyle girmek istiyorsanız önümüzdeki Ekim ve Kasım aylarını stratejik planlama, faaliyet planlama ve bütçe planlama ile değerlendirmeyi ihmal etmeyin derim. Aralık ayında bütçenizi onaylama başarısı gösterirseniz 2 Ocak'tan itibaren kurumunuzdaki her bir birey ne yapacağını biliyor, yetkisini almış ve işine sarılmış olacaktır.
Unutulmamalıdır ki en kötü plan bile plansızlıktan iyidir. Zamanında alınmış biraz hatalı bir karar, zamanı geçtikten sonra alınmış doğru bir karardan daha çok yarar sağlar.
Haydi, kararlar alalım, şu durgunluğun belini kıralım!
Sağlıcakla kalın...
İstanbul, 18 Eylül 2009
Şengül KÜLAHLI
|
|
|
|